Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti

selcuklu-001Kitabın Adı : Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti

Yazarı : Prof. Dr. Osman TURAN

Yayınevi : Ötüken

Yayın Tarihi : 2008

Adnan Menderes’le birlikte siyaset saflarında da yer almış ve 16 ay Yassıadada zindan çilesi çekmiş olan Osman TURAN merhum, Selçuklular hakkındaki detaylı, açıklayıcı ve geniş çalışmaları ile dikkat çeker.

İlk basımı 1965 yılında gerçekleştirilen bu eserin Ötüken tarafından yapılan bu baskısı, birinci hamur kağıtla ve güzel bir dizgi ile okuyucunun karşısına çıkıyor.

Böyle bir eseri tahlil etmek, değerlendirmek benim haddim de değil, tarih gibi bir alan girmek imkanım da yok. Ben sadece bu kitaptan kendi alanımla (eğitimle) ilgili bazı güzel notlar aktarmak istiyorum.

Tac ül-mülk ve diğerleri bir tenkidinde âlim ve mutasavvıflara yılda verilen 300.000 dinarla ayrı bir ordu kurulabileceği fikrini ileri sürüyorlardı. Fakat Nizâm ül-mülk: “Ey âlemin Sultanı! Orduna bunun birkaç mislini harcıyorsun. Bu askerlerinin okları bir milden öteye varmaz. Halbuki ben sana öyle bir manevi ordu vücuda getirdim, ki onların duaları ok gibi Arş’a ve Tanrı’ya kadar yükselir” ifadeleriyle dinî mânâsı yanında maddî kuvvet gibi manevî kuvvetin de devlet için büyük ehemmiyetini belirtiyordu. (s. 214)

Melik-şâh da, bütün Selçuk sultanları ve beyleri gibi İran edebiyatını ve şiirini sever, âlim ve şâirleri himâye ederdi. Sultan rasad işlerine büyük ehemmiyet vermiş; İsfahan ve Bağdad’da rasathaneler inşa ederek devrin riyâziye ve  heyetçilerini toplayıp büyük paralar sarfetmiştir. (s. 219)

Selçuklu sultanları, melikleri, beyleri ve hâtunlarının âlimlere, din adamlarına, şâir ve sanatkârlara gösterdikleri saygı, onlara kurdukları müesseseler ve yaptıkları ihsanlar hayrete şâyân derecede ve kendi kudretleri ile mütenâsip bir seviyede idi. (s. 324)

Tuğrul-beg: “kendime bir köşk yapıp da yanında bir câmi inşâ etmezsem Allah’tan utanırım.” demiştir. (s. 324)

Nîşâpûrlu alim Ali bin Hasan al-Sandalî… “Zira hükümdarların en iyisi âlimleri ziyâret eden, âlimlerin en kötüsü de hükümdarların ziyâretine koşandır.” (s. 324)

Selçuklu sultanları, emîr ve beyleri ilim, edebiyat ve sanatın hâmisi olarak büyük hizmetler yapmışlardır. Bunlar arasında ilk büyük selçuklu sultanları ve husûsiyle Melik-şah, Sancar ve Nizâm ül-mülk medeniyet tarihinde çok mümtaz bir mevki kazanmışlardır. Âlim, filozof, riyâziyeci, tabip, sanatkar, edip ve şairlerin çoğu Selçuklu saraylarına mensuptur veya onların himayelerini görmüşler veyahut onların vakfettikleri müesseselerde yetişmek imkanını bulmuşlardır. (s. 326)

Böylece, Bâtınîler ve müfrit Şi’îler müstesna, Selçukluların türlü din ve mezheplere hürriyet bahşettikleri hususunda müslüman ve hristiyan müellfler birleşmekte ve bu manevi miras aynen Osmanlılara intikal etmiş bulunmaktadır. Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının cihanşûmul bir kudret ve mânâ kazanmasında bu siyâset ve zihniyetin tesiri büyük olmuş; dinî zulüm ve kıtallere uğrayan Yeniçağ Avrupasında bile din hürriyetine kavuşmak için Osmanlı idaresi arzu edilmiştir. (s.327)

Kategori: Okunan Kitap



Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site