Cuma Tatili
Bugün günlerden Cuma. Sudanın başkenti hartumdayız. Bu ülkede tatil Cuma ve Cumartesi olarak uygulanıyor.
Biz de bu tatil gününün tembelliği ile geç vakit kalkıp brunch kahvaltı yaptıktan sonra Nil kenarındaki büyük bir camiye Cuma için gittik.

Cuma namazının bizim alışık olmadığımız bir başka uygulaması da burada namaz normal öğle vaktinden biraz daha geç kılınıyor olması. Hatta rehberimizin söylediğine göre her camide farklı zamanlarda da kılınabiliyormuş. Bizim gittiğimiz camide saat 14:00 civarında kılındı.

Cumada hocaefendi alışık olduğumuzdan uzun bir hutbe okudu. Hutbede herhangi bir metne bağlı kalmamksızın konuları birbirine bağlaya bağlaya yarım saat kadar irticalen konuştu. Vahyin bir nur olduğundan başlayıp zeytinin barış sembolü olmasından, zeytinin faydalı bir gıda olmasına, küresel ısınmanın sebeplerinden çernobil faciasına, oradan ibadetlere ihtimam göstermeye anlattı durdu.

Bugün hava gerçekten de çok sıcaktı. 50 derece filan dediler. O kadar sıcak ki garibim leylek bile Nil nehrinin kenarındaki çimenlerin üzerinde bağrını açıp Nilden gelen esinti ile serinlemeye çalışıyordu.

Cumadan sonra Nil kenarındaki kafede oturup birşeyler içtik. Rehberimizi Hüseyin ile birlikte poz verdik.

Yolun kenarındaki kabak benzeri meyveleri olan ağacı kime sorduysak adını öğrenemedik. Bu meyveler yeniyor mu, yoksa bunlar başka amaçla mı kullanılıyor onu da öğrenemedik.

Merhum Nasreddin Hoca cevizin ağaçta, kabağın yerde olduğuna taaccüp etmiş de cevizin altına yatınca alnının ortasına bir ceviz düşmüş ya. Sonra da “Şükür sana Ya Rabbi! eğer bu kabak ağaçta olsaydı vay halime.” demiş.
Herhalde bu ağacın altına yatanın da vay haline.
Hartum aslında güzel bir yer. Biraz bakım yapılsa her taraf yeşillik. Bahçelerden sarkan rengarenk çiçekler etrafı güzelleştiriyor.

Yollar ve etrafında güzel kaldırımlar yapılsa, yeşil alanlar biraz bakımlı hale getirilse cennet köşesi yapılabilecek bir yer.
Şu Bizim Sudan işte böyle…
Kategori: Günceler
Yorumlar
Yorum yok
Yorum Yapın